İskele Tepesinde 17 Yaş: "Esmer Çocuk6"

 


İskele Tepesinde 17 Yaş: "Esmer Çocuk5"

1998 yılının amansız sıcağında, 17 yaşındaki o esmer çocuk elindeki son ayakkabı örsünü tezgahın kenarına bıraktı. Yüzünde haftaların yorgunluğu, ellerinde ise hiç çıkmayan zift ve kösele kokusu vardı. Eskiden bir zanaat olan ayakkabı tamirciliği, artık ne karnını doyuruyor ne de o içine sığmayan ruhunu tatmin ediyordun. "Buraya kadar," dedi içinden. O dükkandan çıkarken, sadece eski bir mesleği değil, çocukluğunu da o tozlu rafta bıraktı.

Tam ne yapacağını bilemezken, bir aile meclisinde kulağına çalınan o tavsiye hayatının rotasını değiştirecekti. Bir akrabası omzuna dokunup, "Oğlum," dedi, "Bırak bu ölü işleri. İnşaatta hayat var. Bizim 'Özlem Dekor' diye bir tanıdık var, dekorasyon yapıyorlar. Kartonpiyer, alçı, alçıpan... Geleceğin işi bu."

İşte o gün, esmer çocuğun hayatında yepyeni ve bembeyaz bir sayfa açıldı. Kelimenin tam anlamıyla bembeyaz; çünkü artık üzerine sinen siyah boya kokusunun yerini, alçının o kendine has, temiz beyaz tozu alacaktı.

Tozun İçindeki Altın Yıllar

90'ların sonu, inşaat ve dekorasyon sektörünün adeta parladığı dönemlerdi. Özlem Dekor’un çatısı altında işe başladığında, esmer çocuk kendini bambaşka bir dünyanın içinde buldu. İlk başlarda çırak olarak harç kardı, iskele taşıdı ama gözü hep o tavanlara estetik veren ustaların ellerindeydi. Kısa sürede işi kaptı; alçıpan levhaları milimetrik kesmeyi, kartonpiyerlere o kusursuz kavisleri vermeyi öğrendi.

O yılları bugün bile yüzünde bir tebessümle hatırlar:

Parası Güzeldi: Ayakkabı dükkanında haftalıkla eve ekmek götüremezken, burada emeğinin karşılığını fazlasıyla alıyordu. Cebinin para görmesi, ona 17 yaşında bir yetişkin olmanın özgüvenini vermişti.


Dünya Ayaklarının Altındaydı: Sabit bir dükkana sıkışıp kalmak yoktu artık. Bugün lüks bir villanın tavanını boyuyorsa, haftaya bambaşka bir şehirde, yeni yapılan bir otelin alçıpan duvarlarını örüyordu. Geziyor, görüyor ve keşfediyordu.


Ortam Şahaneydi: İnşaat işi derlerdi ama ortam adeta bir panayır gibiydi. Öğle molalarında seyyar ocakta demlenen çaylar, iskele tepesinde yapılan şakalar, teypten yükselen 90'lar şarkıları... Zorlu iş, o güzel dostluklarla hafifliyordu.


Beyaz Önlüğün Gururu

Bir gün, büyük bir projenin tesliminde, tamamlanmış salonun ortasında durdu esmer çocuk. Üstü başı, saçları, kirpikleri bile alçı tozundan bembeyaz olmuştu. Aynadaki yansımasına baktı ve gülümsedi.

Ayakkabı tamir ederken başı hep öne eğikti; şimdiyse başı hep yukarıdaydı, tavana, her zaman daha yükseğe bakıyordu. Özlem Dekor onun için sadece bir iş yeri değil; emeğiyle var olduğu, dünyayı gezdiği ve gençliğini doya doya yaşadığı o unutulmaz dönemin adı olmuştu.

1998 yılı geride kalırken, o esmer çocuk artık geleceğe yön veren, kendi ayakları üzerinde duran genç bir ustaydı.

Yazan, Sedat Akıncı 


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kazıklı Voyvoda: III. Vlad

ANTİK MISIR’DA KADIN

TARİHTEN. Öldürücü Oyunlar: ROMA - ARENA (Kolezyum) - GLADYATÖRLER