ANTİK MISIR’DA KADIN
ANTİK MISIR’DA KADIN
Kadının toplumsal konumu
Firavunların çok zengin haremleri olduğu bilinirdi fakat buna rağmen halk arasında erkekler genelde tek eşliydi ve boşanmaya ender rastlanırdı. Eğer boşanmaya sebep, kadının bir başka erkekle ilişki kurmasıyla, koca, karısını boşar ve hiçbir şey vermezdi. Ama bir başka sebeple onu terk ediyorsa servetinin bir kısmını boşadığı eşine bırakırdı.
Makyaj, Bugünkü Makyaj
Eski Mısır'ın gündelik hayatında kadının büyük önemi ve o nispette de değeri vardı. Son bulunan firavun mezarlarındaki resimlerde Eski Mısırlı kadınların siyah saçlı, uzun boylu, düz burunlu oldukları görülüyor. Çocukların doğdukları zaman ciltleri beyaz oluyordu. Ama çok geçmeden Mısır'ın kavurucu güneşinin etkisiyle renkleri koyulaşıyordu. Kadınların en güzel tarafları iri siyah gözleri, son derece biçimli yüzleri ve bir Avrupalınınkine nazaran hayli yukarıda olan dik göğüsleriydi. Kadınlar, bu güzelliklerini mücevherat ve makyajla tamamlamakta pek hünerliydiler. Ehram duvarlarını süsleyen resimlerde, Eski Mısırlı kadının yaptığı makyajın pek az farkla günümüzdeki makyaja benzediği hayretle görülmektedir.
Mısırlı kadın yanaklarını, dudaklarını, tırnaklarını boyar, saçlarına kokulu yağlar sürerdi. Heykellerde bile kadınların gözlerini boyalı olduğu fark edilmektedir. Böylesine incelmiş bir makyaj için, elbette ki makyaj Malzemelerinizde son derce gelişmiş olmasına şaşmamak gerekir.
4.000 Yıllık Peruk ve Ruj
Mısırlı kadın daha da güzelleşmek için siyah kalemle gözlerini ve kaşlarını çeker, bir anlamda far sürer, peruk kullanır, mücevher takardı. Hem de ne mücevherler! Altın basta olmak üzere değişik madenlerden yapılan gerdanlıklar usta sanatçıların elinden çıkmış, güzellik, incelik ve zevk ürünü eserlerdi. O gerdanlıklar bugün bile tereddütsüz kullanılabilecek bir gösterişe sahiptir. Kadınlar, özellikle zengin çevrenin kadınları vakitlerinin büyük kısmını süslenmek ve güzelleşmek için ayırırdı. Bu iş için kadın köleler onlara yarım ederlerdi. Hele de kadın kocasıyla buluşmak için hazırlanıyorsa, süsüne daha da fazla vakit ayırırdı. Beyaz mermerden oyma şişelerin içinde doğu ülkelerinden getirtilmiş sihirli kokular saklanır, bunu dudaklara sürülecek kırmızı, gözlere çekilecek siyah boyalar tamamlardı.
Kadınların başlarına taktıkları peruklar bugünküler gibi saçtan değil, bitki liflerindendi. Unların da büyük bir ihtimalle Papirüs liflerinden olduğu sanılmaktadır.
Kadınlar başlarına peruk takmadan önce, hoş kokulu macun kıvamında bir merhem sürerlerdi. Bunun görevi, sıcağın etkisiyle eriyerek etrafa hoş kokular salmasıydı. Eski Mısır'da kadının en çok sevdiği renk sarıydı. Belden aşağısını örten kumaşlar da genellikle sarı renkte olurdu. Kadınlar, açıkta bıraktıkları göğüslerini çeşitli mücevherlerle süsler, kollarına da altın, gümüş, tunç ve fildişi bilezikler takarlardı. Ayak bileklerine bilezik takmak da zaman zaman moda olurdu. Mücevherlerin çoğu lacivert bir taştan, kan taşından, spat taşından ya da Mısır'da fazla bulunan mercan rengindeki bir başka tastan olurdu.
Eski Mısırlıların, giyimleri bugünkü anlayışımıza pek uymamaktaydı. Bunun sebebi yılın her zamanı havanın çok sıcak olmasıdır. Üstelik kumaş da kolay dokunulmadığından zor bulunan bir nesneydi. Mısırlı çocuklar kız veya erkek fark etmeksizin çıplak dolaşırlardı. Ta ki büyüyüp ergenlik çağına gelinceye kadar. Bu, yalnız fakirler için değil, zenginler için de böyleydi. Zengin çocukları küpe, gerdanlık takarlardı.
Hizmetçiler, basit halk tabakası ve köylüler, sadece kısa bir etek ile kuşanırlardı. Eski Krallık devrinde kadınlar da erkekler gibi bellerine kadar çıplak gezerlerdi. Servet artıp kumaş bollaşınca birinci etek üzerine ikinci bir etek örtülürdü. Göğsün örtülmesine ancak çok sonraları imparatorluk zamanında başlandı.
O çağda kadınlar da erkeklerle birlikte gezer, yer, içerdi. Yine Ehram duvarlarında bulunan resimlerde tek başına dilediği yere giden, serbestçe alışveriş yapan kadınlara rastlanmaktadır.
Doğuda bugün de olduğu gibi, Eski Mısır'da da genç evlenilirdi. 15 yaşına gelmeden erkekler de, kızlar da evlenip yuva kurarlardı. Erkeklerin ayrıca nikâhsız esleri de olabilirdi. Ama kanun nazarında bütün haklar, nikâhlı esine aitti.
Mısır'da bulunan 3.400 yıllık mezarlar arasında Teb şehri valisi Senefer'inki özel bir yer tutar. Senefer eşi Merit'i o kadar sevmişti ki, mezar odasının duvarlarına tam 21 değişik pozda resmini yaptırmıştır. İki nikâhsız esinin resimleriyle de bitişik odaların duvarlarını süslemiştir. Mezarının duvarları ve tavanları, üzerinden nefis üzümler sarkan asma resimleriyle kaplıdır.
ALINTIDIR.
Hamza Ecin.
Yorumlar
Yorum Gönder