Askerden Dönünce Hayatın Vurduğu En Ağır Tokat: "Esmer Çocuk8"

 

  • Askerden Dönünce Hayatın Vurduğu En Ağır Tokat

Asker yolu gözlemek zordur derler ama asıl zor olan, o yolları bitirip geri döndüğünde bıraktığın yerde kimseyi bulamamaktır. Esmer çocuk, dağların başında, o uçurumlu karakolda nöbet tutarken muhtemelen her zorluğa "Dönüşte beni bekleyen biri var," diyerek katlanmıştı. Kalbini de umudunu da o söze emanet etmişti.

Fakat döndüğünde karşılaştığı o buz gibi gerçek, askerin verdiği zorluktan çok daha ağır bir darbe vurdu ona. "Seni bekleyeceğim" diyen o kızın, anne zoruyla da olsa bir çırpıda "Artık seni istemiyorum" deyişi, cebindeki 85 liranın getirdiği yokluktan daha çok acıttı canını. İnsan her şeye göğüs gerer de, sevdiğinin böyle kolayca arkasını dönmesine akıl sır erdiremez.

O yokluğun ve çaresizliğin içinde esmer çocuk yine de hemen vazgeçmedi. Gururunu bir kenara bıraktı, annesini yolladı, kızın halasından haberler uçurdu; hani bir yolu bulunur, o sözler zorla söyletilmiştir, bir umut vardır diye çırpındı. Ama kız nuh diyor, peygamber demiyordu. Belki korkudan, belki baskıdan, belki de gerçekten o sevdayı gözden çıkardığından, ördüğü o duvarı hiç indirmedi. Kızın bu katı, tavizsiz duruşu esmer çocuğun psikolojisini iyice altüst etti; her kapı yüzüne kapandıkça aşk acısı bir kor gibi büyüdü içerde.

İşte tam o aşkın, reddedilmenin ve hayal kırıklığının en koyu, en çıkmaz sokağında o duvarlar iyice üzerine gelirken, 2003 yılında boyacı ustası Erdoğan tuttu elinden. Kızın arkasında bıraktığı o yıkıntıyı ve memleketin bu ağır havasını geride bırakıp Marmaris'e doğru yola çıkmak, aslında o kızın açtığı derin yaradan da kaçıp sığınacak yeni bir liman arayışıydı.

Esmer çocuk Marmaris'e doğru giderken, arkasında sadece memleketini değil, kalbini paramparça eden o kızı ve tutulmayan sözleri de bırakıyordu.
Yazan Sedat Akıncı


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kazıklı Voyvoda: III. Vlad

ANTİK MISIR’DA KADIN

TARİHTEN. Öldürücü Oyunlar: ROMA - ARENA (Kolezyum) - GLADYATÖRLER